aslında sallama sollama yazarak zaman geçirmeyi seviyorum biliyon mu. hani böyle etrafta görürsünde ulen böyle bişeyde olabilir dersin, sonra anlar canlanır aklında, kelimeler şelale olur akar. işte o tarz durumlardan ilham alır dalarım mürekkep artı kaz tüyüne. ama işte gel de anlat kiraza.
anla kiraz anla. ben sadece kiraz yemeyi seviyorum, tabi yemeden önce ısırmak, yalamak ve öpmek de mecburi.
cherry jam 101
Hiç tanımadığım bir hatunla bütün geceyi sevişerek geçirmek ve sabah olduğun hatun uyurken son kez öpüp bir daha görüşmemek üzere gitmek.
Dilini hiç bilmediğim ve kimsenin İngilizce bilmediği bir ülkede 1 ay dağ bayır dolaşarak yaşamak ve aslında bize çok uzak olan kişilerle sosyal etkileşim kurmak. Adı az duyulmuş bir ülke tercih sebebidir.
hayatımda bana uyabilecek hiç arkadaşım olmadı biliyor musun. hadi lan atlayıp şuraya gidelim dediğimde gelecek hiç kimsem olmadı. sadece sıradan, sık görüştüğüm insanlara arkadaş dedim şimdiye kadar. ya benim kafamdaki arkadaş kavramı hatalı ya da ben yanlız olmaya mahkumum.
ne yapmam gerekiyor ki. bütün gün sarhoş mu dolaşayım sosyal olarak aktif olmak için. neden hep benden cesaret bekleniyor bazı konularda. neden kimse bana karşı cesaret gösteremiyor. yoksa buna değmem mi.
twisted transistor…
artık biliyorum, sorun kesinlikle bende. herkes yakışıklı diyor, kızlar konuşmak için can atıyor. ama sıra ilişkiye geldiği zaman sıçıyorum. belki de şansım yoktur, bilmiyorum aq.
gerçekten sevmeye hazır olduğum bir kız, eski erkek arkadaşını unutamadığı için 1 haftalık ilişkimiz için “hızlı mı gidiyoruz” dedi. hemde facebook mesaj ile. evet sadece bi mesaj başka bi bok yok. sözde o gün bütün gün birlikte taklacaktık. bütün gün ondan gelecek mesajı bekledim. işlerimi erteledim, salak salak kitap okudum, starbucks’a gittim chai de latte içtim. iğrençti, günümde öyle. aklından çıkaramadığı çocuğu bir görseniz varya tam bi kıro, hani olur ya sarı şaçlı kara suratlı kırolar işte onlardan. amına koyayım böyle rastlantının, böyle evren düzeninin.
bu kıza önem vercem diye bir sürü hatunu atlattım, salladım hatta tartıştım. ama yine olan oldu en mantıksız olanı seçtim. çevremde şu sıralar bok gibi kız var. bu hatun daha yeni söyledi yukarıda bahsettiğim olayı 2 gün falan oldu. ardından gözüme başka bir kız kestim, süper hatun, sohbeti güzel, bana da boş değil arkadaşlarından aldım haberi. ama amına koyayım ben bu kıza yazmaya başlayınca aylardır aralarında bi bok olmayan erkek arkadaşıyla bir araya gelmişler!
dediğim gibi bende bi bokluk var. sokayım böyle hatun işine. gay olcam amına koyayım!
sanıvıbiç
büyük sırrım üstünden aylar geçti. kalbimdeki yerine 2 kişi daha bindi. hatta şuan başka birisi bile var. ama hiçbiri yerini tutamıyor. içimde kelebeklenme yaratan herşeyde gözlerin geliyor zihnime. başka bi kızın dudaklarına dokunurken bile seni hayal ediyorum. çok yasaktık, hatta uyumsuz iki enstrümandık. ama galiba sana bağlanma sebebim bu. şuan büyük ihtimalle aklında hiçbir yerim yok, belkide unutman üzerinden aylar geçmiştir.
dediğin gibi bu bi obsesyon olabilir hatta evet öyle. bundan kurtulamıyorum ama. tanıştığımız şehirdeyim ama sen benim değilsin, mutlu değilim. seni bir kez daha görmek için nelerimi verirdim bir bilsen…
ulen karşıyaka ne adamsın be. resmen dejavu mekanısın ya da kesişme noktası. bir aşkı sen kaybettirdin, bir merhabayı sen verdin. şimdi bana yine aşkı mı sunuyorsun. akıllandım mı yoksa onu gerçekten çok mu seviyorum.
o kırmızı yanaklarını seviyorum senin. omzumda uyurken kalp atışını ve yine oradan gelen kurtarıcı metalin sesini dinliyorum. ellerini tutup hayata karşı durmayı ve başımı döndüren bedenini seviyorum.
ne zaman önemli ne de mekan. işte böyle der aşık john oğlan. istanbuluda sevmiyorum, izmiri de. hatta karşıyadan nefret ediyorum. ama içinde sen varsa heryeri seviyorum. seninle birlikte dönüyor diye dünyayı seviyorum. söz veriyorum sana birlikte olacağınız yine. 7 sene bekledim seni ve sonunda buluştuk tekrar beni bitiren yerde. artık benim olduğuna inandım dünyadaki behişt’im.
we’re meant to be…